Ana Sayfa Gundem Ekonomi Siyaset Asayiş Eğitim Spor Kültür & Sanat Sağlık & Yaşam Araştırma Polemik Bölge Türkiye
MEB'den 'Kahramanlar, Bir Kurtuluş Hikâyesi'
MEB'den 'Kahramanlar, Bir Kurtuluş Hikâyesi'
Ambulansların imdadına özel idare yetişti
Ambulansların imdadına özel idare yetişti
Erdoğan: Geleceğe doğru emin adımlarla yürüyoruz
Erdoğan: Geleceğe doğru emin adımlarla yürüyoruz
Süper Lig'de 18. hafta görünümü
Süper Lig'de 18. hafta görünümü
Güzel Sanatlar Müzesi kısa sürede gözde sanat merkezi oldu
Güzel Sanatlar Müzesi kısa sürede gözde sanat merkezi oldu
HABERLER>TÜRKİYE
20 Ocak 2026 Salı - 06:04

Erdoğan'dan kararlılık vurgusu

Erdoğan, 'Zaman zaman zorluklarla karşılaşsak dahi millete hizmet yolculuğumuzu emin ve kararlı adımlarla devam ettiriyoruz.' dedi

Erdoğan dan kararlılık vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Dış politikadan ticarete, ekonomiden güvenliğe ülkemizin ve bölgemizin gündeminde yer alan konuları değerlendirdiğimiz toplantımızın hayırlara vesile olmasını Rabbim’den niyaz ediyorum.

“MİLLETE HİZMET YOLCULUĞUMUZU KARARLI ADIMLARLA DEVAM ETTİRİYORUZ”

Öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. 86 milyonun emanetini taşıyan bir kadro olarak bizim için önemli olan aziz milletimizin, tüm Türkiye’nin huzuru, esenliği, refahı, geleceğine güvenle, umutla bakmasıdır. Görevi devraldığımız günden beri hep bu anlayışla çalıştık. Milletimizin teveccühüne layık olabilmek adına gece gündüz demeden koşturduk. İçeride ve dışarıda girdiğimiz hiçbir mücadelede Türk milletinin başını yere eğdirmedik. 86 milyona mahcup olmadık. Türkiye’nin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Gerektiğinde her şeyi göze alarak bunları sonuna kadar savunduk.

Biz şeffaflığı dillerinden düşürmeyenlerin aksine, aynı zamanda millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Bunun somut bir işareti olarak 2025 yılına ait hizmet dökümümüzün özetini geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık. Çocuklarımızın yarıyıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde biz de geçen seneye ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk. Zaman zaman zorluklarla karşılaşsak dahi millete hizmet yolculuğumuzu emin ve kararlı adımlarla devam ettiriyoruz.

“BİZ, HER ZAMAN ESERLERİMİZLE KONUŞUYORUZ”

Türkiye'yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Devletimizin hizmet sancağı bugün 783 bin kilometrekarenin her karışında hamdolsun, aynı coşkuyla dalgalanıyor. Bu vatanın her köşesini ihya etmekte, Türkiye Cumhuriyeti'nin imkânlarını bu ülkenin her bir ferdine adil şekilde ulaştırmakta kararlıyız.

Bakın, bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum. 81 ilimizde yaşayan her bir kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete ve hürmete layıktır. Bölgecilik yapmak, siyasi görüşlerine, kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Her insanımızı aynı muhabbetle bağrımıza basıyoruz. Hükûmet etmeyi Ankara'da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz, her zaman eserlerimizle konuşuyoruz.

Bugün başkentimiz Ankara'ya yeni Türkiye'yi simgeleyen bir yatırımı daha kazandırmanın gururunu yaşadık. kabine toplantımızdan önce hizmete açtığımız Esenboğa Havalimanı 3. pistinin ve kulesinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bu önemli yatırımların Ankara'mıza kazandırılmasında emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum.

“MİLLETİMİZE ŞÜKRAN BORCUMUZU DAHA ÇOK ÇALIŞARAK ÖDEYECEĞİZ”

Daha önce de söyledim. Türkiye'nin başşehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız. Enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, kendileri dışındaki herkesi suçlamaya, görevini yapan basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar, bizim şehirlerimize hizmet şevkimizi kıramazlar. Bu ülkede kutuplaştırma deyince, kriz fırsatçılığı deyince, felaket tellallığı, iş bilmezlik deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Bu ülkede kimin hizmet karnesinin 'pekiyi'ler ile dolu, kimin sicilinin de kırıklar, zayıflar, kara lekelerle dolu olduğu gayet bellidir.

Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar, Türkiye'nin son genel seçimlerde ne kadar isabetli bir tercih yaptığını ortaya koyuyor. Evet, 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz derin bir uçurumun kıyısından son anda dönmüş, Türkiye gerçekten büyük bir vartayı atlatmıştır. Milletimiz iktidarımıza ve ittifakımıza güvenerek birilerinin yanlış anladığı Anadolu irfanının ne demek olduğunu sandıkta bir kez daha göstermiştir.

Kritik bir dönemeçte yapılan bu doğru tercihin değeri gerek bölgemizde gerekse ülkemizde yaşanan her hadiseyle daha net anlaşılıyor. Tercihini bizden yana kullanan yaklaşık 28 milyon kardeşimizin yanı sıra, sandığa iradesini farklı şekilde yansıtan vatandaşlarımız da Türkiye'nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamdediyor. Coğrafyamızı kuşatan krizlere baktığında kendini güvende hissediyor.

Bugün bir kez daha itimatları, teveccühleri, özellikle de hayır duaları için 86 milyonun tamamına teşekkür ediyorum. İnsanlarımız bize inanmaya, bize güvenmeye devam etsin. İnşallah biz bu güveni asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletimize şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödeyeceğiz. Bizi çekmek istedikleri suni ve sanal tartışmalara girmeyecek, vaktimizi 86 milyonun ekmeğini büyütmek, hizmet ve eser üretmek için kullanacağız.

“BÖLGEMİZİ BELİRSİZLİĞE SÜRÜKLEME RİSKİ OLAN HER TÜRLÜ GİRİŞİMİN KARŞISINDA DURMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Bugünkü kabine toplantımızda dış siyasi gelişmeleri etraflıca istişare ettik. Türkiye'nin bu fırtınalı dönemi kazasız, belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük. Dünyamız 2. Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor. Mevcut sorunlar derinleşerek büyürken bunlara her gün yenileri ekleniyor. Kural temelli uluslararası sistem hem çok ağır yara aldı hem de ciddi itibar kaybına uğradı. Hukukun gücü yerine, güçlünün hukukunun egemen olduğu daha adaletsiz, daha çarpık bir küresel düzene doğru hızla sürükleniyoruz.

Rusya-Ukrayna Savaşı önümüzdeki ay 5. yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan yüz binlerce insan öldü, şehirler yıkıldı. Pek çok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yürütülen temaslara rağmen, barış umutlarını artıracak bir yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoları hepimiz takip ediyoruz.

Diyaloğu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimiz tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah, geride bırakacaklarına inanıyoruz. Biz barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla, bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu konuda en başından itibaren ilkeli bir tutum izledik. Bugün de aynı duruşumuzu korumaya devam ediyoruz.

Bize göre her türlü sorunun çözüm adresi karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masasıdır. Buradan ilgili tüm tarafları aklıselime, diyaloğa, diplomasiye davet ediyor, tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bunun özellikle bilinmesini istiyorum.

“TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ HAİZ, BİR VE BERABER SURİYE'NİN TÜM BÖLGEMİZİN REFAHI İÇİN VAZGEÇİLMEZ OLDUĞU İNANCINDAYIZ”

Ortak bir tarihi, ortak bir kültürü, bin 400 yıllık ortak bir medeniyeti paylaştığımız, ortak şehitlerimizin olduğu Suriye'deki her gelişmeyle çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye'nin 8 Aralık devrimi ile kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye'nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir. Suriye; Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır.

Şu bir gerçek ki yüzbinlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye, tarihî bir fırsat yakalamıştır. Allah'ın izniyle, Suriyeli kardeşlerimizin önü de ufku da bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiye'nin desteği tamdır.

“SURİYE HALKINI, DÜN OLDUĞU GİBİ YARIN DA YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Halep'in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askerî harekât, dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Bir defa şunu memnuniyetle ifade etmek isterim. Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi, operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için âdeta bir cerrah titizliğinde hareket etmesi her türlü takdire şayandır.

Suriye'nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen emir komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu, başarılı bir sınav vermiş, haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye hükûmeti, müzakereyi önceleyen politikasıyla tahriklere açık bir sorunu olabilecek en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların Suriye'de kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz.

Dün akşam, Cumhurbaşkanı Ahmet Şara kardeşimle bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisini anlaşmadan ve operasyondan ötürü tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye'nin daima yanlarında olduğunu ve olacağını Sayın Şara'ya bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını, dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Anlaşmanın Suriyeli kardeşlerimize hayırlı, mübarek olmasını diliyorum.

“SURİYE'NİN BEREKETLİ TOPRAKLARI ARTIK ACIYA DOYMUŞTUR”

Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep'in, Rakka'nın, Deyrizor'un ve diğer Suriye şehirlerinin sokaklarından yansıyan fotoğraflar, Suriye halkının barış özlemini de gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken, çok ağır bedeller ödeyen, yüzbinlerce evladını şehit veren bir halk, umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir.

Her ne sebepli olursa olsun, kimsenin bunu görmezden gelme hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye'nin bereketli toprakları artık acıya, kana ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra yapılması gerekenler esasen bellidir. İpe un sermenin, ayak diremenin, çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır.

“TÜRKİYE, HİÇBİR MEZHEBİN, HİÇBİR ETNİK KİMLİĞİN KARŞISINDA DEĞİLDİR”

Burada şu önemli hatırlatmayı da yapmak istiyorum. Biz çıkar hesabıyla değil, insani hassasiyetlerle yol yürüyen bir iktidarız. Bugüne kadar attığımız her adımda değerlerimizi kuşandık, ilkelerimizi gözettik, tüm coğrafyamıza sadece gönül diliyle hitap ettik. Tüm halklara kollarımızla birlikte kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Bakın, ırkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, bizim inanç değerlerimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerimizin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir.

Selçuklu da, Osmanlı da, Türkiye Cumhuriyeti de bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil ve kimlik kazanmıştır. Biz de bugün, Türk, Kürt, Arap ittifakı derken ecdadımız ve şanlı tarihimizden devraldığımız işte bu anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye, hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine biz, bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde aklıselimle çözülmesini savunan bir ülkeyiz. Bu ilkeli politikamızı da dost düşman herkes çok iyi biliyor.

“BİZ, BU COĞRAFYANIN BİN YILLIK SAKİNLERİYİZ VE SAHİPLERİYİZ”

Ancak aralarında kimi siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını üzülerek görüyoruz. Yoksa hangi vicdan sahibi zorla ailelerinden kopartılan, o 15-16 yaşındaki dağa kaçırılan çocukların ölüme gönderilmesini savunabilir? Yoksa şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kim makul görebilir? Yoksa Halep'in şen olması, bu tarihî şehrin bütün mahalleleriyle güvenli hâle gelmesi kimi, niçin rahatsız eder?

Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o kandırılmış çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, silahla, baskıyla hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi, daha kaç annenin yüreğine henüz ömrünün baharında toprağa verdiği evladının ateşinin düşmesi lazım. Arap'ın kanı Kürt'e, Kürt'ün kanı Türk'e, Türkmen'e haram değil mi? Kürt bizim kardeşimiz, Arap bizim kardeşimiz. Türkmen, Sünni, Şii, Alevi bizim canımız ciğerimiz. Can kardeşimiz değil mi?

Öyleyse kardeşlik ve komşuluk hukuku ekseninde meselelerimizi çözmek varken bu nefret, bu öfke, bu hırs, hınç ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah'a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor? Niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken, Allah aşkına niçin ayrışıyoruz? Niçin aramıza yeni duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bir an önce bu hatadan dönmeye çağırıyorum.

Tekrar vurguluyorum. Biz, bu coğrafyanın bin yıllık sakinleriyiz ve sahipleriyiz. Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok. Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık işte o zaman refah ve huzurumuz arttı, büyük medeniyetler inşa ettik. Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek, işte o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz bir kale olduk. Ne zaman ki Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni birbirimize düştük, Allah korusun, o zaman zayıfladık, kaybettik, acı çektik. Maalesef o zaman hep beraber ağır bedeller ödedik.

“BARIŞIN VE İSTİKRARIN EGEMEN OLDUĞU BİR BÖLGEDE HEP BERABER HUZUR İÇİNDE YAŞAYALIM İSTİYORUZ”

Şunu tüm samimiyetimle bugün bir kez daha ifade ediyorum. Biz Suriye başta olmak üzere coğrafyamızın hiçbir köşesinde artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin artık savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk oluk akan insan kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz.

Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim istiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana, huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bu bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz.

“HESABINI SORMAK GÖREVİMİZDİR”

Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum.

Minguzzi olayı neyse, Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa, başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları olmak üzere, İçişleri Bakanlığı olmak üzere bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir, bizim vazifemizdir. O pırlanta gibi yavru, o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir

“BİZİ BÖLMEK İSTEYENLERE İNAT KENETLENMİŞ ŞEKİLDE MÜREFFEH YARINLARA OMUZ OMUZA YÜRÜYECEĞİZ”

Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istiyor, bunun için samimiyetle gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi aynı şekilde budur. Menzile ulaşmak hiç şüphesiz Cenabıallah'ın takdirindedir. Ama biz iktidar ve ittifak olarak bu uğurda, bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu bir yaklaşım içinde olmayı inşallah kararlılıkla devam ettireceğiz. Bizi bölmek, bizi parçalamak, bizi birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara omuz omuza yürüyeceğiz.

Merhum Akif ne diyordu: ‘Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey. Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? 'Tarih'i tekerrür' diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?’ Evet, bir asır önce yaşanan acıların tekerrür etmemesi için önümüze kurulan tuzaklara düşmeyecek, provokasyonlara prim vermeyeceğiz. Önce ülkemizi, ardından da bölgemizi terörün kanlı pençesinden inşallah ebediyen kurtaracağız. Bunu da muhabbet ve dayanışma içinde, uhuvvet ve vahdet içinde hep birlikte başaracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Kabine toplantımızın, toplantımızda aldığımız kararların bir kez daha ülkemiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

 
297 antrenör daha bahis nedeniyle PFDK'ya sevk edildi
 
Erdoğan: Geleceğe doğru emin adımlarla yürüyoruz
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
‘Hakikat mücadelemizi her cephede sürdüreceğiz’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği”nde yaptığı konuşmada, ...
Erdoğan sanatçılarla buluştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat ...
Ulusal Vefa Programı’na 5,1 milyar lira kaynak
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaşlı, engelli ...
 
Erdoğan, 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni’ne katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen ...
MSB bilgilendirdi
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık ...
Erdoğan'dan gençlere müjde
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Önümüzdeki 3 yılda 3 milyondan fazla ...
 
Yücel Erzurum Ticaret İl Müdürlüğü'ne atandı
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar hakkında karar Resmi Gazete’de ...
Cumhurbaşkanı Erdoğan Millete seslendi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen ...
Biz milli menfaatlerimiz doğrultusunda hareket ederiz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan özel bir yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada, ...
 
YAZARLAR
Nedim Atakol
Nedim Atakol
Vicdanın Aynasında Üç Gerçek: Darfur, İrade ve Adalet
İrfan Kayagil
İrfan Kayagil
Erzurum'un Kredi Hikâyesi
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
ANKET
Erzurum Havalimaninin ismi ne olsun?

Recep Tayyip Erdogan
Nafiz Kotan
Palandoken
Saltuklu
Dadas

Sonuçları göster Anket arşivi
Ana Sayfa Gundem Ekonomi Siyaset Asayiş Eğitim Spor Kültür & Sanat Sağlık & Yaşam Araştırma Polemik
KünyeKünye FacebookFacebook TwitterTwitter Günün HaberleriGünün Haberleri